Ankara Sanayi Odası'nın (ASO) hazırladığı 'Üniversite-Sanayi Etkileşimi: Türkiye'de Derinlik ve Dönüşüm Arayışı' raporu, Türkiye'nin yükseköğretimde erişim sorununu büyük ölçüde çözdüğünü ortaya koydu. Rapora göre, artık asıl mesele nitelik, derinlik ve sanayiyle bütünleşmedir. Üniversitelerin, ileri araştırma, yetkin insan kaynağı ve ticarileşen inovasyonla sanayinin teknoloji ortağına dönüşmesi gerektiği vurgulandı.
Raporda, Türkiye'nin son 30 yılda yükseköğretimde önemli bir erişim hamlesi gerçekleştirdiği belirtildi. Ancak, milyonlarca gencin üniversiteyle buluştuğu bu dönemde, nitelik olarak karşılığın alınamadığına dikkat çekildi. Yeni dönemin 'erişimden derinliğe geçiş' olması gerektiği ifade edildi. Küresel rekabetin bilgi, yetenek ve teknoloji üretme gücünde sertleştiği bu ortamda, Türkiye'nin orta teknoloji tuzağını aşması ve yüksek katma değerli üretimi güçlendirmesi gerekiyor.
Rapora göre Türkiye, yaklaşık 7,1 milyon öğrenci ve yüzde 45 mezuniyet oranı ile güçlü bir erişim performansı sergiliyor. Ancak akademisyen başına düşen 32,1 öğrenci sayısı, Almanya'daki 7,1 ve ABD'deki 13,1 oranlarıyla kıyaslandığında, temel araştırma kapasitesinin sınırlı kaldığına işaret ediyor. Bu durum, yükseköğretimde 'geniş ama seyrelmiş' bir yapıyı ortaya koyuyor.
Türkiye'de yüksek lisans ve doktora mezunu oranı yüzde 3-4 bandında kalırken, bu oran Güney Kore'de yüzde 20, Almanya'da yüzde 18 seviyesinde. Yıllık doktora mezunu sayısı Türkiye'de 10 bin 500 iken, Almanya'da 30 bin, ABD'de ise 75 bine ulaşıyor. Ayrıca, doktora mezunlarının yaklaşık yüzde 50'si sosyal bilimlerden gelirken, mühendislik ve fen bilimlerinin payı yüzde 20'de kalıyor. Bu da sanayinin ihtiyaç duyduğu yetkinliklerle üniversite mezunları arasında bir uyumsuzluğa yol açıyor.
Raporda, yaşlanmaya başlayan Türkiye nüfusunun demografik avantajını kaybetme riski altında olduğu vurgulandı. OECD projeksiyonlarına göre 2030 sonrasında bu fırsat penceresi kapanmaya başlayacak. Gelecek 10 yılda, yaklaşık 7 milyon üniversite öğrencisinin sadece istihdam edilebilir değil, teknolojiyi tasarlama ve yönetme yetkinlikleriyle donatılması, sanayinin üretkenlik sıçraması için kritik görülüyor.
Raporu değerlendiren ASO Başkanı Seyit Ardıç, üniversite-sanayi ilişkisinin yeni bir aşamaya geçmesi gerektiğini belirtti. Ardıç, "Sanayimiz Sanayi 4.0 yolculuğuna çıkmıştır. Üniversitelerimiz ise bu yolculuğun doğal yol arkadaşı ve destekleyicisidir. Ancak, Üniversite 2.0'da kalan bir sistem, Sanayi 4.0 sürecine gerekli desteği vermekte zorlanabilir" dedi. Sanayinin ihtiyaç duyduğu teknolojinin doktora, ileri araştırma ve ticarileşen inovasyonla üretileceğini ifade etti.
Başkan Ardıç, Türkiye'nin niceliksel başarıyı niteliksel bir sıçramaya dönüştürmesi gerektiğini vurguladı. "Üniversiteleri sanayinin teknoloji ortağına dönüştürmeliyiz. Türkiye'nin ihtiyacı, yalnızca diploma üreten değil; araştırma yapan, ürün geliştiren, patent çıkaran ve sanayinin dönüşümüne omuz veren üniversitelerdir" şeklinde konuştu. Ardıç, az sayıda ama güçlü, odaklanmış ve değer oluşturan üniversiteler vizyonunun, üniversite-sanayi-kamu işbirliği olan 'Üçlü Sarmal' anlayışıyla hayat bulacağını sözlerine ekledi.