Güven Hastanesi Kardiyoloji Bölümü'nden Kardiyoloji uzmanı Doç. Dr. Uğur Abbas Bal, hipertansiyonun dünyada 1.3 milyardan fazla insanı etkilediğini belirtti. Türkiye'de ise erişkinlerin yaklaşık her üç kişiden biri hipertansiyon hastası.
Doç. Dr. Bal, hipertansiyonun çoğu zaman belirti vermeden ilerlediğini, vücudun yavaş yükselen tansiyona uyum sağladığını ancak uzun vadede damar duvarlarında kalınlaşma ve sertleşme meydana geldiğini açıkladı. Bu süreç, damar sertliği ve tıkanıklığının gelişimine zemin hazırlayabiliyor.
Uzun süre kontrol altına alınmayan yüksek tansiyonun, damar tıkanıklıkları, inme, kalp krizi, böbrek yetmezliği ve görme bozuklukları gibi önemli sağlık problemlerine neden olabileceği vurgulandı.
Doç. Dr. Bal, hipertansiyon tanısında doğru ölçümün kritik olduğunu belirterek iki önemli duruma dikkat çekti. "Beyaz önlük tansiyonu"nda kişi hastane ortamında gergin olduğu için tansiyonu yüksek ölçülebilirken, "maskeli hipertansiyon"da ise günlük yaşamda yüksek olan tansiyon, hastanede normal çıkabilir. Bu nedenle evde yapılan düzenli takip büyük önem taşıyor.
Doç. Dr. Bal, evde tansiyon takibi için önemli tavsiyelerde bulundu: Bilekten değil, koldan ölçüm yapan cihazlar tercih edilmeli. Ölçüm öncesinde en az 5 dakika dinlenilmeli ve son 30 dakikada kahve, sigara veya enerji içeceği tüketilmemiş olmalı. Tek ölçüm yeterli değil; birkaç dakika arayla en az iki ölçüm yapılmalı ve bu ölçümler birkaç gün boyunca tekrarlanmalı.
Hipertansiyonun kronik ve ilerleyici bir hastalık olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Bal, tedavinin çoğu zaman uzun süreli olduğunu ifade etti. Tansiyonun ömür boyu takip edilmesi gerekebileceğini, ilaç kullanımının ise kalp ve damar sağlığını koruyan önemli bir tedavi yaklaşımı olduğunu söyledi. Erken teşhis, düzenli takip, sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite ve hekim kontrolü, hipertansiyonla mücadelede en önemli adımlar olarak öne çıkıyor.