16761,58%0,39
43,86% 0,05
51,60% -0,21
7305,43% -0,35
11819,10% 0,00
Burdur’da üniversite öğrencisiyken 28 Şubat döneminde başörtülü olması nedeniyle eğitim hakkı engellenen 28 Şubat Öğrenci Derneği Genel Başkanı Emine İlyas ile Konya’da benzer uygulamalara maruz kalan Leyla Arslan Ağdalyan, o dönemde yaşadıklarını anlattı. İlyas ve Ağdalyan, 28 Şubat sürecinin yalnızca eğitim hayatlarını değil, sosyal ve psikolojik yaşamlarını da derinden etkilediğini dile getirdi.
28 Şubat döneminde Burdur’da üniversite öğrencisiyken çeşitli cezalarla karşı karşıya kaldığını söyleyen Emine İlyas ile Konya’da öğrenim gördüğü sırada benzer uygulamalara maruz kalan Leyla Arslan Ağdalyan, başörtüleri nedeniyle okullarından uzaklaştırıldıklarını ve eğitimlerini yarıda bıraktıklarını ifade etti. O dönemde yaşadıkları baskıları anlatan İlyas ve Ağdalyan, sürecin etkilerinin çok boyutlu olduğunu vurguladılar.
Emine İlyas, "Ben de o dönemde üniversite öğrencisiydim. İkinci sınıftaydım ve çeşitli cezalar alarak eğitimime devam edemediğim bir süreç yaşadım. O süreçte biz Türkiye’nin dört bir tarafında üniversite okuyan öğrenciler olarak eğitimimize devam edemedik. 13 yıl sonra üniversitede başörtü serbest oldu ama bu sefer de yaşlarımız ilerledi. Hayatlarımız değişti, evlendik, çocuklarımız oldu. Bu şartlarda biz üniversitelerimize geri döndük ve tekrar bir mücadelenin içine girdik. 2014-2015 yılında diplomalarımızı aldık. Sonrasında da 28 Şubat Öğrenci Derneği’ni kurarak, bu sorunu yaşayan Türkiye genelindeki tüm mazlumları bu derneğin çatısı altında bir araya getirdik" dedi.
28 Şubat döneminde başörtülü kişilere karşı çeşitli hukuksuzlukların yaşandığını vurgulayan İlyas, sözlerine şöyle devam etti: "28 Şubat ne Emine’nin başörtüsü ne de Ayşe’nin başörtüsü sorunudur. 28 Şubat bütün Müslümanların, yeryüzündeki tüm masumların ve insanlık onurunun davasıdır. Aslında biz dernek çalışmalarını yaparken şunu keşfettik; baktık ki kavramlarımızın hiçbiri bize ait değil. Hep darbecilerin kavramlarıyla darbecilere hizmet etmişiz. O nedenle bazı kavramların özellikle kullanıldığını fark ettik. Biz mağdur kelimesinin kullanılmasını doğru bulmuyoruz."
İlyas, "Ülkemizde büyük bir hukuksuzluk yaşanıyordu ve bu hukuksuzluğa karşı tüm Türkiye’deki vatandaşlar olarak herkes kendi bulunduğu alanda karşı çıktı. 2025 yılı yargı kararları bizim halkımıza müjdemizdir. 2025 yılında yargı kararları alındı ve bize darbeyi uygulayanlar hapse girdiler. Fakat hapse girmeleri yeterli değil. Onların ülkemizde yapmış oldukları hukuksuzlukların kalıntılarını hala temizleyemedik. Biz bunların temizlenmesini talep ediyoruz" ifadelerini kullandı.
28 Şubat Öğrenci Derneği olarak mağdur öğrencilerin hak ihlallerinin giderilmesiyle ilgili çalışmalar yaptıklarını aktaran İlyas, "Ülkemizde yaşanan darbeler tarihine baktığımız zaman 27 Mayıs önlenemediği için 1971 muhtırası oldu. 12 Eylül önlenemediği için 28 Şubat oldu. 28 Şubat önlenemediği için de 15 Temmuz oldu. Ve biz 15 Temmuz’da ülkenin vatandaşları olarak büyük bir ruhla uyandık ve bu ruhun canlı kalması için gayret ediyoruz" dedi.
Üniversitede başörtülü olmasından dolayı çeşitli cezalar aldığını ifade eden Leyla Arslan Ağdalyan, "Anadolu Öğretmen Lisesi’ni bitirdikten sonra Selçuk Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği Bölümü’nü kazandım. 1997-1998 eğitim öğretim yılında hiçbir sorun yaşamadan başörtülü bir şekilde üniversite hayatıma devam ettim ama bu süreçte İstanbul’daki üniversite okuyan arkadaşlarımızın yaşadığı sorunlar başlamıştı" diyerek süreci anlattı.
Ağdalyan, sürecin nasıl ilerlediğini şöyle aktardı: "1998-1999 eğitim yılına geldiğimiz zaman 2. sınıfta önce hocamızın bizi uyarmasıyla süreç başladı. Kılık kıyafet kurallarına uymadığımız için sınıfımızda tutanak tutuldu, savunmamız istendi ve süreç bu şekilde devam etti. İlk etapta uyarı cezası, sonunda bir hafta uzaklaştırma, peşinden bir ay ve dönem uzaklaştırma cezası şeklinde eğitimim yarıda kaldı. Başörtü sorunu 2011 yılında düzelene kadar o süreçte okulumu bırakmak zorunda kaldım."
28 Şubat döneminde başörtüsüne yönelik yürütülen uygulamalara karşı mücadele ettiklerini belirten Ağdalyan, "Arkadaşlar olarak bize mağdur denilmesini istemiyoruz. Çünkü başörtüsü Allah’ın emri olduğu için böyle bir mücadeleye giriştik. Ama bir yandan da Türkiye hukuk devleti olduğu için, bu uygulamanın hukuksuz olduğunu düşündüğümüz için ne kadar uzun da sürse bu mücadelenin içinde yer alma kararı aldık" dedi.
Ağdalyan, "Dolayısıyla biz 28 Şubat mağdurları değiliz. Türkiye’de kendi vatanını, milletini seven insanlar olarak bu hukuksuz süreci kabul etmedik ve bu mücadeleye giriştik. Biz 28 Şubat gazileriyiz, bu yüzden mağdur kelimesinin kullanılmasını istemiyoruz. Benim gibi aynı süreci yaşamış arkadaşlarımın haklarının iade edilmesini istiyoruz" şeklinde konuştu.