16443,38%-1,90
43,96% 0,17
51,93% 0,05
7404,10% 0,99
11910,55% 0,80
Milli İstihbarat Akademisi'nin "Jeopolitik Rekabetin Dönüşümü, Yeni Meydan Okumalar ve Türkiye" başlıklı raporu yayınlandı. Raporda, uluslararası sistemin tarihte az görülen çok katmanlı bir dönüşüm sürecinden geçtiği belirtildi. Mevcut güvenlik paradigmasının yerini, devletler arası rekabetin sertleştiği ve konvansiyonel güç unsurlarının ileri teknoloji ile iç içe geçtiği yeni bir stratejik dönemin aldığına dikkat çekildi.
Rapora göre, 21. yüzyılın ilk çeyreği geride kalırken uluslararası sistem tarihsel bir kırılmaya tanıklık ediyor. 11 Eylül sonrası dönemin stratejik okumalarının yerini, devletler arası rekabetin sert geometrisi aldı. Harp sahasına ilişkin enformasyon akışı hızla artarken, askeri-siyasi zemin yeniden konvansiyonel unsurlar etrafında şekilleniyor. Zırhlı tugaylar, balistik füzeler ve siber-elektronik muharebe ağları belirleyici hale geliyor.
Mevcut görünüm Soğuk Savaş’ı andıran bir disiplin taşısa da, hiper harp teknolojilerinin belirleyici olduğu yeni bir döneme işaret ediyor. Bulut muharebe ağları, robotik harp, algoritmik harp ve yapay zeka savaşın doğasını yeniden tanımlıyor. Bu teknolojik dönüşüm, askeri kapasitenin ötesinde jeopolitik rekabetin alanlarını da genişletiyor.
Raporda, Rusya-Ukrayna savaşının yalnızca büyük güç rekabetini değil, stratejik teknolojilerin geniş kitlelerin kullanımına açıldığı bir konjonktürü de ortaya koyduğu belirtildi. Uydu görüntüleri artık açık kaynak istihbarat zincirinin rutin verisi haline geldi. Muharip dronlarla elde edilen hedefleme verilerinin sosyal medyada yayımlanması, yeni bir harp epistemolojisinin inşasına zemin hazırlıyor.
Asya-Pasifik cephesindeki riskler, küresel stratejik denklemin ağırlık merkezini belirsizleştiriyor. Tayvan çevresinde çıkacak bir savaşın ekonomik maliyetinin 10 trilyon doları aşabileceği hesaplanıyor. ABD’nin stratejik öncelikleri Asya-Pasifik’te caydırıcılığın tahkimi doğrultusunda kayıyor. Avrupa’nın ise kendi askeri kapasitesini inşa edebilmek için yüz milyarlarca dolarlık ilave savunma harcamasına ihtiyacı olacak.
Raporda, Türkiye’nin jeopolitik konumu nedeniyle küresel belirsizlik ortamının etkilerini erken hissettiği ifade edildi. Yaşanan çatışma ve istikrarsızlıklar, Türkiye’nin güçlü bir direnç geliştirmesine imkan sağladı. Bu direnç sayesinde Türkiye kendi istikrarını muhafaza etti ve bir istikrar odağı olarak öne çıktı. Geleneksel müttefiklerin beklenen katkıyı sunmaması, Türkiye’nin özerk kabiliyetlerini geliştirme çabalarını ivmelendirdi.
Savunma, istihbarat, güvenlik ve diplomasi alanlarında geliştirilen kapasitenin, Türkiye’yi yeni küresel jeopolitik atmosfere görece daha hazırlıklı kıldığı vurgulandı. Türkiye’nin güçlü yönlerini avantaja dönüştürmesi ve riskleri kurumsal kapasitesini pekiştirerek karşılaması halinde, önümüzdeki dönemde de kriz ve belirsizlikler karşısında istikrarlı ve güçlü kalacağı değerlendirildi.