16696,42%-1,65
43,85% 0,04
51,82% 0,32
7351,10% 0,99
11845,61% 0,03
28 Şubat’ın 27’nci yıl dönümü yaklaşırken, dönemin tanıklarından Akdeniz Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bedia Koçakoğlu, yasaklarla geçen öğrencilik yıllarını ve akademisyen olma sürecini anlattı. Üniversiteye girebilmek için başörtüsünü çıkarmak zorunda kalan Koçakoğlu, yıllar sonra aynı kürsüye başörtülü bir akademisyen olarak çıktı.
28 Şubat sürecini "insanın insana yaşattığı bir cehennem" olarak tanımlayan Koçakoğlu, yaşananları sadece bir kıyafet meselesi olarak değil, bir medeniyet bunalımı ve bilinç yarılması olarak okumak gerektiğini ifade etti. Selçuk Üniversitesi’nde eğitim gördüğü yıllarda, üniversiteye devam edebilmek için başörtüsünü çıkarmak zorunda bırakıldığını söyledi.
Koçakoğlu, üniversite yıllarında kampüs girişindeki kırık aynanın, başörtüsünü mahcubiyetle açıp kapatan genç kızların aynası olduğunu aktardı. Koridorlarda başörtülü öğrenciler için tutanak tutulduğunu, kampüste polis kovalamacaları yaşandığını belirterek, bu sürecin devlete küs ve kırgın bir nesil bıraktığını vurguladı.
Çocukluk yıllarında Bulgaristan’dan gelen göçmen bir ailenin, oğullarının tank paletleri altında ezildiğini ve kendilerinin başörtülerinden çekilerek sürüklendiklerini anlattığını duyduğunu paylaşan Koçakoğlu, "Ya bir gün beni de başörtümden tanırlarsa?" korkusunu hep taşıdığını ve 28 Şubat geldiğinde "İşte beni de tanıdılar" dediğini söyledi.
Akdeniz Üniversitesi’ndeki akademik kariyerinin ilk yıllarında, başörtüsü nedeniyle psikolojik baskı yaşadığını ve ikili bir hayat sürdüğünü anlatan Koçakoğlu, 2015 yılında doçentlik sınavına başörtülü girmeye karar verdiğini belirtti. "Kalacaksam kalayım. Doçent olmak, kendim olmaktan daha önemli değildi" diyerek bu kararını uyguladığını ifade etti.
Başörtülü olarak girdiği ilk dersini unutamadığını söyleyen Koçakoğlu, öğrencilerin onu sesinden tanıdığını ve gözleri dolu dolu ayağa kalkıp alkışladıklarını aktardı. Öğrencilerine "Niye alkışladınız?" diye sorduğunda, "Hocam özgürlüğü alkışladık" cevabını aldığını belirtti.
Başörtüsü özgürlüğünün anayasal güvence altına alınması gerektiğini vurgulayan Koçakoğlu, geçmişte yaşanan travmaların yeniden tetiklenmemesi için bu adımın önemli olduğunu söyledi. Bu güvenceyi, milletle ve devletle gerçek bir helalleşmenin karşılığı olarak nitelendirdi.
Bugün üniversitelerde başörtülü ve başörtüsüz öğrencilerin birlikte özgürce eğitim alabildiğini belirten Koçakoğlu, "Artık kısık sesler değiliz. Cumhurbaşkanımızın açtığı yoldan sonra, gür bir sesiz" diyerek sözlerini tamamladı.